Serkan Çayoğlu'yla Öngörü'de buluşan Hilal Altınbilek: Babamın ölümünü rüyamda gördüm
0:00
موسيقى
Müzik
0:20
ستظهرون أمام الجمهور بتوقعات. لقد كان فيلمًا جميلًا، فيلم مختلف جدًا. كان خارج أسلوبكم المعتاد.
Öngörüyle seyirci karşısına çıkacaksınız. Çok güzel bir film olmuş, çok değişik bir film olmuş. Alışıklığınız tarzın dışında olmuş.
0:26
لنبدأ بلقائكم. من كان واضحًا أولاً، ثم ماذا شعرتما عندما سمعتم أسماء بعضكما؟ دعونا نبدأ به إذا أردتم. سؤال جميل.
Buluşmanızla başlayalım. Önce kim belli oldu, sonra birbirinizin ismini duyduğunuza ne hissettiniz? Onunla başlayalım isterseniz. Güzel soru.
0:34
هل انضممت لاحقًا؟ كنت أعتقد أنني سمعت هلال أولاً. قد يكون، نعم نعم. نحن تعلمنا منكم بالفعل.
Ben mi galiba sonradan dahil oldum? Ben Hilal'i duymuştum önce sanki ama. Olabilir evet evet. Biz zaten senden öğrendik falan.
0:42
تعلمنا أيضًا أننا كنا في الفيلم منك. كانت السلسلة مستمرة بالفعل. ها هي السيناريو.
Kendimizin de filmde olduğunu senden öğrendik. Zaten dizi devam ediyordu. İşte senaryo geldi.
0:49
قرأت وأعجبني حقًا. كانت خلف الكواليس كما تحدثنا قبل قليل. إنه فيلم مختلف حقًا. خارج ما اعتدنا عليه قليلاً.
Okudum ve hakikaten beğendim. Aynı az önce konuştuğumuz gibi kamera arkasıydı ama. Hakikaten değişik bir film. Alışık olduğumuz şeyin biraz dışında.
0:57
لقد أحببت ذلك، وعلي هو من يصور. كنت أرغب في العمل مع علي أيضًا. كانت فرصة جيدة.
Sevmiştim ve zaten Ali çekiyor. Ali ile de çalışmak istiyordum. Güzel denk geldi.
1:02
بشكل عام، اللغز يتشكل بشكل طبيعي. نعم، يمكننا القول ذلك. كان لدينا طاقة جميلة مع هلال.
Genel olarak puzzle böyle kendiliğinden oturur ya. Evet öyle diyebiliriz. Hilal ile de çok güzel bir enerjimiz oldu işte.
1:09
لقد كتب السيناريو بشكل جميل. إنتاجنا جيد جدًا. أعني، في الواقع، لا يبقى الكثير. أنت تذهب هناك بطريقة ما.
Zaten senaryo çok güzel yazılmış. Yapımımız çok iyi. Yani derken aslında çok da bir şey kalmıyor. Kendin bir şekilde oraya gidiyorsun.
1:17
لم نترك الكثير في المجموعة. فقط بعض الارتجالات داخل المشهد.
Sete çok fazla da bir şey bırakmadık. Sadece sahne içinde biraz doğaçlamalar falan.
1:21
أو كانت هناك تفاصيل صغيرة يمكننا اتخاذ قرارات بشأنها في ذلك الوقت. لكن بشكل عام، أعتقد أننا خرجنا إلى المجموعة بشكل مسيطر عليه جدًا.
Ya da o anda karar verebileceğimiz küçük detaylar vardı. Ama genel olarak bence çok hakim bir şekilde çıktık sete.
1:27
هل كان هلال بداية المشروع بالنسبة لك؟ كان ذلك جميلًا جدًا. لقد بدأت بالفعل بشعور جيد.
Hilal senin için projenin başlangıcı? Yani bu çok güzeldi. Ben de zaten çok içime sinerek başladım.
1:33
عندما سمعت اسم سيركان، كنت أكثر سعادة. أنتم في نفس الوكالة، لكن هل كنتم تعرفون بعضكم؟ لدينا معرفة سابقة.
Serkan'ın da adını duyunca çok daha fazla sevindim. Aynı ajanslısınız ama tanışıyor muydunuz, yakınlığınız var mı? Daha önce tanışıyoruz.
1:39
لقد مثلنا في مشروع قصير أيضًا. نعم، كان قصيرًا جدًا. آه، لا أعرف ذلك. نعم، هناك شيء لا أعرفه. يعود إلى سنوات عديدة.
Bir kısa bir projede de oynadık. Evet, çok kısa. Ah onu bilmiyorum. Evet, bilmediğim bir şey var bak. Yıllar yıllar önce geliyor.
1:46
نعم، كان أكثر من اللازم. ما كان المشروع؟ إذا كان يجب أن أذكر. كان في عمل يسمى حب حياتي. التقينا هناك مع هلال.
Evet, biraz fazla. Neydi proje? Bir hatırlatmak gerekirse. Hayatımın aşkı diye bir işte. Hilal'le denk gelmiştik orada.
1:53
لم يكن لدينا الكثير من المشاهد. لم يستمر طويلًا بالفعل.
çok fazla sahnemiz olmamıştı. Çok da uzun sürmedi zaten.
1:57
في الواقع، بحثت على الإنترنت لأرى إن كنت أذكر شيئًا خاطئًا، لكن مشروعكم الوحيد يبدو أنه توقع. صحيح؟ يجب تغييره على الفور.
Hatta ben internete de baktım yanlış mı hatırlıyorum diye tek projeniz öngörü gözüküyor şu an. Öyle mi? Hemen değiştirmek lazım.
2:03
دعونا نحدث المعلومات على الفور. صحيح، نعم. كنت أراه في فترة ما، لكن بعد ذلك توقفت عن رؤيته. لقد اختفى من الذاكرة.
Hemen güncelleyelim ilgileri. Doğru evet. Ben bir ara görüyordum ama sonra görmemeye başladım onu. İşte hafızalardan gitmiş.
2:11
كيف يمكننا تلخيص شخصية سيلين بدون إعطاء أي حرق؟ كيف يمكنني تلخيصها؟
Selen karakterini böyle spoiler vermeden kısaca özetlesek nasıl tarif ederiz? Nasıl özetleyebilirim?
2:17
لديها قدرة على التوقع. وصلت القدرة في النهاية إلى هناك. كنا نتحدث عن ذلك دائمًا من قبل.
Bir öngörü yeteneği var. Yetenek sonunda oraya geldi. Ya daha önce bunu hep konuşuyorduk.
2:24
كنت أقول إنها موهبة. كانت هلال تعتقد أنها موهبة، وكان لدينا نوع من المزاح حول ذلك. دعونا نقول إنها موهبة. بطريقة يفهمها الجميع.
Ben yetenek diyordum. Hilal yetenek olduğunu düşünüyordu da aramızda böyle bir geyik oluyor. Yetenek diyelim. Herkesin anlayacağı şekilde.
2:31
لديها عالم خاص بها.
Böyle bir kendine has bir dünyası var.
2:34
يمكنها رؤية بعض الأحداث من قرب، كيف أقول، ما سيحدث للأشخاص القريبين منها في فترة قصيرة.
Bazı olayları yakınından, nasıl söyleyeyim, yakınındaki insanların başına gelecek olayları kısa zaman içinde yaşayacağı şeyleri görebiliyor.
2:43
يمكنها التدخل بطريقتها على الأقل كما رأينا.
Müdahale edebiliyor kendince en azından bizim gördüğümüz kadarıyla.
2:47
ثم ترى بطريقة ما موتها الخاص وتراه عندما تواجه حب حياتها. لقد قمت بتوصيل ذلك، أليس كذلك؟
Daha sonra da bir şekilde kendi ölümünü görüyor ve hayatının aşkıyla karşılaştığı anda görüyor. Ben bir görüştürdüm değil mi?
2:56
الفيلم يترك تأثيرًا كهذا، يربك الجميع. دون حرق الأحداث. دون حرق الأحداث. دون حرق الأحداث. دون حرق الأحداث. دون حرق الأحداث. نعم، أنا أروي الفيلم في هذه الأثناء.
Film bak böyle bir etki bırakıyor herkesin kafasını karıştırıyor. Spoiler vermeden. Spoiler vermeden. Spoiler vermeden. Spoiler vermeden. Spoiler vermeden. Evet ben filmi anlatıyorum bu arada.
3:04
ماذا كان يحدث في النهاية؟ لا، هكذا يرى موته الخاص بسبب حب حياته، أي أنه سيفهم عندما يلتقي به أنه هو الرجل الذي أحبته حقًا.
Sonunda ne oluyordu? Yok böyle bir kendi ölümünü görüyor ve hayatının aşkı nedeniyle yani tanıştığında anlayacak onun gerçekten aşık olduğu adam olduğunu.
3:16
سيفهم أن موته كان بسبب هذا. وهكذا، هناك معضلة، محاولة لإنقاذ نفسه، ومحاولة ليكون مع الرجل الذي أحبته.
Ölümünün de onun sebep olduğunu anlayacak. Ve böyle bir ikilem, kendini kurtarma çabası, aşık olduğu adamla birlikte olma çabası.
3:26
فيلم جميل جدًا، أي مؤثر. من الواضح جدًا أنكم تلعبون بحب، وهذا ينطبق على كلا الجانبين أثناء المشاهدة.
Çok güzel bir film yani etkileyici. Zaten çok aşkla oynadığınız o kadar belli oluyor ki izlerken iki taraf için de geçerli.
3:33
من الواضح أن هناك إعدادًا جيدًا جدًا لهذا الشيء. روح الفيلم جميلة جدًا.
Böyle bir alt şeyi çok iyi hazırlandığı da hissediliyor. O filmin kendi ruhu acayip güzel.
3:39
كما أن القصة نفسها مثيرة للاهتمام في الوقت نفسه. لقد رافقتموه بشكل جميل، أي أنكم جسدتموه بشكل رائع في هذا المعنى.
Hem de hikayenin kendisi de ilginç zaten aynı zamanda. Ona çok güzel eşlik etmişsiniz yani çok güzel canlandırmışsınız o anlamda.
3:45
حسنًا، دعونا نتعرف على كمال قليلاً. كمال في الواقع ينضم إلى القصة من خلال رؤية تنبؤ سيلين، أي أنه يتنبأ بموته.
Peki Kemal'i biraz tanıyalım. Kemal de aslında Selen'in bir öngörüsünü yani kendi ölümünü öngörmesiyle birlikte hikayeye dahil oluyor.
3:53
هم في نفس الشركة في الواقع. نعم، هم في نفس الشركة، لكن سيلين لم تكن تعرف كمال حتى تلك اللحظة.
Aynı şirkette aslında beraberler. Evet aynı şirkette beraberler ama Selen Kemal'den habersiz aslında o ana kadar.
3:59
كمال يتابعها لفترة معينة. هناك فضول، هناك قوة جذب هناك.
Kemal belli bir süre takip ediyor. Aslında bir merak var orada bir çekim gücü var.
4:04
لكن سيلين لا تعرف عن هذه الأمور. في وقت لاحق، هذا لن يكون حرقًا للأحداث، لأن القصة تبدأ هكذا.
Ama Selen bunlardan işte bunları bilmiyor. Daha sonra kendisinin bu da spoiler olmaz herhalde çünkü hikaye böyle başlıyor.
4:12
ترى كمال أنه قتل نفسه في حادث. ويحاول تغيير ذلك. في الواقع، هكذا ندخل القصة.
Kemal'in kendisinin öldürdüğünü görüyor bir kazada. Ve bunu değiştirmeye çalışıyor. Aslında hikayeye böyle giriyoruz.
4:17
لكن كمال في الحياة الطبيعية، في حياته، هو دوبلير. هناك شيء رمزي قليلاً هناك.
Ama Kemal normal hayatta, kendi hayatında dublör. Biraz orada metaforik bir şey de var.
4:22
لأن الدوبليرات الآن بسبب مجموعتنا، نحن نملكهم، أي مهنتهم. ستكون الأمور أكثر هكذا.
Çünkü dublörler şimdi kendi setlerimizden dolayı da hakimiz yani onların mesleğine. Daha böyle şey olur.
4:28
هذا الأدرينالين، هذا المتعة. أي أنهم ينظرون إلى الأمر هكذا. لا ينظرون إلى الأمر كأنهم يخاطرون من أجل شخص آخر. هذه هي مهمتهم.
O adrenalin, o zevk. Yani şey gibi bakarlar. Başkası için riske giriyorum gibi bakmazlar. O onun görevi.
4:36
لا يفكرون في ذلك حتى. وكل شيء يبدو أكثر تحكمًا عندما تنظر إليه من الخارج.
Onu düşünmez bile. Ve her şey böyle daha kontrollü gibi gelir dışarıdan baktığında.
4:40
إنه يعرف أين سيسقط، كيف سيسقط، يقول إنه سيسقط هنا، أريد هذا السجادة أو أريد بطاقته، وما إلى ذلك. بحساباته.
İşte nereye düşeceğini bilir, nasıl düşeceğini bilir, düşeceği yere atıyorum der ki şuraya şu mat istiyorum ya da kartını istiyorum falan. Matematiğiyle.
4:47
نعم، يبدو أنه متقن جدًا في حساباته. لكن في الواقع، الشيء الذي يسعى إليه أو الشيء الذي يمنحه المتعة، هو تلك اللحظة من عدم السيطرة التي تدوم 2-3 ثوانٍ.
Evet matematiği falan çok hakim gözükür. Ama aslında peşinde olduğu şey ya da ona haz veren şey, haz aldığı şey o 2-3 saniyelik kontrolsüzlük dediğimiz o an.
4:58
يحب أن يعيش ذلك. في الواقع، حياة كمال تسير قليلاً هكذا. أي أنه حاول أن يُقتل على يد والده.
Onu yaşamayı çok sever. Aslında Kemal'in hayatı da birazcık böyle akıyor. Yani babası tarafından öldürülmeye çalışmış.
Only the first 5 minutes are free. Install the app or extension to keep watching.
DownloadRequest another language





