rootblysub
전체 영상YouTube 자막 번역English

Taşacak Bu Deniz Ekibi Geldi! | Burak Yörük, Deniz Baysal, Aytek Şayan, Seda Soysal

0:00
من منا يحب الشجارات الصغيرة في العلاقات؟ يجب أن يكون هناك سلام في المنزل.
İçimizden kim ilişkide küçük küçük kavgalardan hoşlanır? Huzur olacak abi evde.
0:05
لقد عانينا من الكثير من الأمور. من الواضح أنه تعرض لمشاكل الكبار في سن مبكرة.
Demekten zömleler yaşadık. Genç yaşında yetişkin dertlerine maruz kaldı belli yani.
0:12
هل يمكننا أن نقول إن الطبول تتناسب مع بعضها؟ بالتأكيد. نحن جميعًا نتكاتف معًا. بالتأكيد. الدور الرئيسي الجيد قادم.
Davul bile dengi dengine diyebilir miyiz hocam? Tabii tabii. Hepimiz de şöyle kol kola giriyor. Tabii tabii. İyi başrol geliyor önümüze.
0:19
أي واحدة اخترت؟ لقد وضعت الحاجب.
Hangisini seçtin? Kaşeyi soktum.
0:25
أنا بلا شخصية. أنا هكذا. كما تعلمون. ما علاقة ذلك؟
Karaktersiz. Ben öyleyim. Ben biliyorsunuz. Ne münasebet.
0:33
ما علاقة ذلك؟ ما علاقة ذلك؟ الحياة هي حياتي. ما علاقة ذلك؟
Ne münasebet. Ne münasebet. Hayat benim hayatım. Ne münasebet.
0:41
سأعيش ما أعرفه. ما علاقة ذلك؟ سأخبركم بمشاكلي. ما علاقة ذلك؟
Bildiğimi yaşarım. Ne münasebet. Derdimi anlatırım. Ne münasebet.
0:48
ما علاقة ذلك؟ يقدم نسكافيه 3 في 1 جولد الجديد. كوراي!
Ne münasebet. Yepyeni Nescafe 3'ü bir arada Gold sunar. Koray!
0:58
كوراي! آه، هل جئت؟ انظر إلي. أنا أنظر. كيف تجدني؟ جسديًا أم روحيًا؟
Koray! Hah, geldin mi? Bak bakayım bana. Bakıyorum. Nasıl buluyorsun beni? Biziksel olarak mı, ruhsal olarak mı?
1:06
سألت، والآن أشعر بالندم على سؤالي. حسنًا، كنت أراك أكثر هدوءًا اليوم، لكن يبدو أنك هادئ من الخارج، بينما لديك طاقة كثيفة من الداخل.
Sordum, soruya pişman oldum şu anda. Tamam, bugün biraz daha sakin görüyordum ama böyle dışarıdan yumuşak, içeride böyle yoğun bir enerji varmış gibi duruyor.
1:14
واو، هل تتحدث مع طبيب نفسي أو شيء من هذا القبيل؟ لا، نحن نعمل معًا منذ سنوات، لذلك تعرفت عليك. لكنني أحببت تحليلك.
Vay vay, sen psikologla falan mı soğunuyorsun? Hayır yani, beraber çalışıyoruz ya yıllardır artık tanıdım seni, o yüzden. Ama beğendim çözümlemeni.
1:22
أيًا كان، هذه المسألة المتعلقة بالهدوء والكثافة. حقًا، أحيانًا أستيقظ في الصباح.
Yani bu yumuşak ve yoğun meselesini. Gerçekten ben böyle bazen sabahları kalkıyorum.
1:27
لا أحد يلمسني، ولا أريد أن يقول لي أحد شيئًا. في بعض الصباحات أستيقظ وكأنني أريد التحدث، أتكلم أتكلم، ولا تنتهي كلمتي.
ya kimse bana dokunmasın, hiçbir şey söylemesin istiyorum. Bazı sabahlarsa böyle sanki konuşmaya aç şekilde kalkıyorum, konuşuyorum konuşuyorum, lafım hiç bitmiyor.
1:37
ألا أعرف، عزيزتي، أنك تقولين إن لكل لحظة في اليوم طابع مختلف. شكرًا جزيلاً. على الرحب والسعة. حسنًا، هل رأيت هذه؟ رأيت.
Bilmez miyim canım yani günün her anına farklı bir donlay diyorsun. Çok teşekkür ederim. Rica ederim. Peki bunları gördün mü? Gördüm.
1:45
نسكافيه 3 في 1 جولد. بالإضافة إلى ذلك، هناك خياران. طعم قهوة مكثف وطعم قهوة ناعمة. لقد جئت مستعدًا جدًا.
Nescafe 3'ü bir arada gold. Üstelik iki seçeneği var. Yoğun kahve tadı ve yumuşak kahve tadı. Baya hazırlıklı gelmişsin.
1:51
نسكافيه 3 في 1 جولد. بالإضافة إلى خيارين. طعم قهوة مكثف وطعم قهوة ناعم. يبدو أنك مستعد جيدًا.
Böyle anladığım kadarıyla Nescafe 3'ü bir arada gold tercihini gün içinde böyle o anki donlaylara göre yapıyorsun. Aynen öyle.
1:57
يبدو أنك تختار نسكافيه 3 في 1 جولد بناءً على اللحظات المختلفة خلال اليوم. بالضبط.
Nescafe 3'ü 1 aradan mükemmel karışımın gold kahvesiyle buluştu. Yani 3'ü 1 arada 6. anı yaşıyor.
2:03
أي نوع اخترت اليوم؟ عندما استيقظت هذا الصباح، كنت أريد شيئًا ناعمًا.
Sen bugün hangisi peki? Şimdi sabah kalktığımda yumuşaktım.
2:08
لذلك اخترت طعم القهوة الناعمة. حسنًا.
O yüzden yumuşak kahve tadı tercih ettim. Tamam.
2:12
لكن الآن، هذه المحادثة التي دخلنا فيها تتطلب طعم القهوة المكثف. تعال.
Ama şimdi seninle girdiğimiz bu sohbet yoğun kahve tadı ister. Gel.
2:19
شكرًا لك. أخبرني، ماذا حدث في تلك الحادثة؟ مرحبًا. انتهت العطلة.
Teşekkür ettim. Anlat bakayım ne oldu o olay? Merhaba. Tatil bitti.
2:26
عدنا إلى الاستوديو. كنت أتمنى أن أقول إننا أنهينا الأيام المشمسة، لكن اليوم كان يومًا حارًا جدًا.
tekrar stüdyoya döndük. Güneşli günlere son verdik demeyi çok isterdim ama bugün gerçekten de çok sıcak bir gündü.
2:32
على الرغم من أننا في وضع جيد، إلا أن الأجواء لا تزال مشتعلة. لدي ضيوف دافئون يتناسبون مع ذلك.
Eline girmiş olmamıza rağmen etraf yanmaya devam ediyor. Bugün de ona uygun sıcacık konuklarım var.
2:37
كنت أتابعهم العام الماضي، لكن لم أتمكن من اللحاق بهم. هذا العام، تمكنت من اللحاق بهم قبل الذهاب إلى طرابزون. مرحبًا بكم.
Geçen sene onların peşindeydim ama bir türlü yakalayamadım. Bu sene Trabzon'a gitmeden yakalamış durumdayım. Hoş geldiniz.
2:44
سوف يفيض هذا البحر. مرحبًا. كيف حالكم؟ نحن بخير، نشعر بالسعادة. آيتك، سيدا، دينيز، بوراك.
Taşacak bu deniz. Hoş bulduk. Nasılsınız? İyiyiz, keyifliyiz. Aytek, Seda, Deniz, Burak.
2:51
أصبحنا عائلة. أصبحنا عائلة.
Aile olduk. Aile olduk.
2:54
حسناً، قبل أن نبدأ في هذا البحر المتدفق، لدينا لعبة واحدة. سنبدأ بلعبها. سنبدأ اللعبة الآن. الجو دافئ.
Peki, taşacak bu denizle başlamadan önce oyunumuz var bir tane. Onu oynamakla başlayacağız. Hemen oyuna gireriz. Şöyle sıcak.
3:01
سنبدأ الآن في جو دافئ. الآن، ترون ورقة أمامكم. حدث شيء ما مع لغتي التركية اليوم. هل تبلل دماغي أم ماذا حدث؟
Hemen sıcacık başlarız. Şimdi önünüzde bir kağıt görüyorsunuz. Bugün benim Türkçeme bir şey oldu ya. Beynim mi sulandı ne oldu?
3:09
لقد أثرنا. لا يزال الوقت مبكراً. هل يجب أن أستيقظ وأغادر؟ سأترككم معاً. لا داعي لذلك.
Biz etkiledik. Daha dakika bir. Ben kalkıp gideyim mi? Sizin yan yana bırakayım. Estağfurullah.
3:15
أطلب منكم أن تكتبوا على الأوراق أمامكم ما تشعرون به الآن في جملة واحدة، دون إظهارها لبعضكم البعض، ثم تسليمها لي.
Önünüzdeki kağıtlara şu anda ne hissediyorsanız bir cümle halinde yazmanızı birbirinize göstermeden bana vermenizi rica ediyorum.
3:24
أريد أن أعرف بالضبط ما تشعرون به الآن. لا تنظروا. خسارتي تريد ذلك. لكن احتفظوا بها.
Şu an tam olarak hissettiğiniz duyguyu bilmek istiyorum. Bakma. Kaybim de şöyle istiyor. Ama sakla.
3:31
لا داعي للاحتفاظ بها مني. ستأتي إليّ، بوراك. ماذا تشعر الآن بالضبط؟
Benden saklamana gerek yok. Bana gelecek onlar Burak. Şu an tam olarak ne hissediyorsun?
3:38
دعني أستلمها، ثم سنتحدث عنها. دعها جانباً. كيف كانت المجموعة؟
Alayım sonra bunlarla ilgili konuşacağız. Bunlar bir kenarda kalsın. Ya set nasıl?
3:44
أقول إنكم تبدو ممتعين جداً ومتوافقين مع بعضكم البعض. دائماً تأتي معلومات جيدة عنكم.
Değil mi diyorum ama zaten biraz önce konuştuk ve çok eğlenceli ve birbirinize çok uyumlu görünüyorsunuz. Sizlerle ilgili hep güzel bilgiler geliyor.
3:51
هذه معلومات ترفيهية تماماً. لكن أريد أن أعرف، من يقيم في المنزل ومن في الفندق؟ أنا في المنزل.
Magazinsel bunlar tamamıyla. Ama mesela yine de şeyi bilmek istiyorum. Kim evde kim otelde kalıyor mesela? Ben evde.
3:58
دنيز في المنزل. أنا في المنزل. نحن في الفندق. لذلك دائماً يأتون إليّ. لماذا أنت في الفندق، بوراك؟
Deniz evde. Ben evde. Biz otelde içerisinde. O yüzden hep bana geliyorlar. Neden oteldesin sen Burak?
4:03
لأننا خارج المدينة، لا أريد أن أعد نفسي لنظام ثانٍ تماماً. أريد أن أكون في مكان جاهز.
Şehir dışında olduğumuz için kendi ikinci düzenimi kurmak istemiyorum tam olarak. Hazır bir yerde olmak istiyorum.
4:08
أيضاً، هناك راحة كبيرة في هذا الوضع، حيث تخرج في الصباح للعمل، وعندما تعود، تكون قد تجددت. أنتم صارمون.
Bir de şey çok rahat o konfor hani sabah çıkıyorsun işe gidiyorsun döndüğünde sıfırlanmış oluyor ya. Sertiniz sertiniz.
4:15
جاءت إجابة ذكورية تماماً. أحب هذا الشعور.
Tam bir erkek cevap geldi. O hissi seviyorum yani.
4:20
أعتقد أنني قد أخرج من المنزل هذا العام. لأن قطتي، انظر إلى حقيبتي.
Ben galiba bu sene eve çıkabilirim diye düşünüyorum. Çünkü kedim bak benim çuval.
4:26
هذا الأمر أزعجه قليلاً. الفندق يقبل القطط، لكن لم أستطع فعل ذلك.
O böyle bir bensizlik onu bir zorladı. Otel aslında kabul ediyor kediyi ama şey yapamadım yani.
4:32
إذا كنا في المنزل، سيكون الأمر أكثر راحة. على سبيل المثال، عندما انتقلت من منزلي السابق إلى منزلي الجديد، لم أغير الأثاث مثل الأريكة من أجله.
Sanki evde olsak daha rahat olacak. Ben mesela bir önceki evimden bu yeni evime taşınırken de sırf onun için koltuk falan gibi eşyaları değiştirmedim ki.
4:41
لأن حالتي حساسة جداً. عندما أكون في موقف غريب، يمكن أن تختفي في يوم ما. لذلك أحضرت نفس الأريكة حتى لا يشعر بالغرابة.
Benimki çünkü çok şey. Yabancı bir durum olduğu zaman bir gün falan ortadan kaybolabiliyor. Öyle hissetmesin kendini diye aynı koltuğu getirdim.
4:49
لم أفسد لعبته أبداً. لذلك، أفكر في أخذ تلك الأريكة إلى هناك حتى يشعر بالراحة.
onun oyuncağını hiç bozmadım falan. O yüzden de hatta belki buradan o koltuğu oraya götürüp hani o kokuyu alsın rahat etsin gibi düşünüyorum.
4:57
لأنني عندما جئت في الصيف، لا تفارقني القطة.
Çünkü yazın geldim tatile yanımdan ayrılmıyor kedi.

처음 5분까지만 무료로 볼 수 있어요. 이어서 보려면 앱이나 확장 프로그램을 설치하세요.

다운로드
다른 언어로 요청하기
Chrome 확장 프로그램과 모바일 앱으로도 이용해보세요다운로드
번역 진행 중0%